Malatya Kale izollu İlçesi

Malatyaizollu.Com Belediyesi

Archive for Temmuz, 2009

BeğenmedimBeğendim (+69 verildi, 71 kişi oy verdi)
Loading ... Loading ...

Dünyanın En Güzel Kayısısı Bent Köyümüzden

Cuma, Temmuz 17th, 2009

17. Malatya Fuarı ve Uluslararası Kültür Sanat ve Kayısı Festivali kapsamında İl Tarım Müdürlüğü tarafından düzenlenen, Kabaaşı çeşidinden 86, Hacıhalıloğlu çeşidinden ise 94 üreticinin katıldığı “ En İyi Yaş Kayısı” yarışması Kernek Parkı Göl Gazinosunda yapıldı.

İlçe Tarım Müdürlüğü ve Tarım Danışmanı( Ziraat Mühendisi )Fuat YETKİN tarafından kayısı yarışmasına katılımları sağlanan çiftçilerimizden; Bent Köyünden Bünyamin KIRAÇ Hacihaliloğlu çeşidinde birinciliği kazanarak; Dünyanın en güzel kayısısının izolluda yetiştirildiğini tescilledi.

Yarışmada birinci olanlara 3′er, ikincilere 2′şer, üçüncülere de birer Cumhuriyet altını verildi.

Dereceye Girenler;

HACIHALİLOĞLU Çeşidinde;

1.Bünyamin KIRAÇ (Kale Bent Köyü)
2.Erdoğan GÜLPINAR (Akçadağ Gürpınar)
3.Mahmut Nedim YILMAZ (Doğanşehir Polatdere)
4. Hatice ÖZDEMİR ( Darende Gökdere)
5. Ali METE ( Doğanşehir Yuvalı)
6. İhsan ÖZBAY (Kale Bent KÖyü)
7. Ali DAĞDEVİREN (Battalgazi Hatunsuyu)
8. Serkan ÇOLAK (Battalgazi Merkez)
9.Fatih DEMİRTAŞ (Akçadağ Gölpınar)
10.B.Mehmet YAVUZ (Akçadağ Dedeköy)

KABAAŞI çeşidinde:

1.Ünal UÇAR (Doğanşehir-Polatdere)
2.Aynur ARAR (Akçadağ Dedeköy)
3.Hasan YAVUZ (Akçadağ Dedeköy)
4.Vedat TEKBAŞ (Akçadağ Dedeköy)
5. Yasin YUKA (Akçadağ Gölpınar)
6.Saniye GENÇ (Akçadağ Kömekavak)
7.Tayfun İSTEK (Akçadağ Gölpınar)
8. Cebrail TEKBAŞ (Akçadağ Dedeköy)
9.İlhan DOLGAN (Akçadağ Gölpınar)
10. Mertcan METE ( Doğanşehir Yuvalı)

Haber : Malatyaizollu.Com

  • Share/Save/Bookmark
BeğenmedimBeğendim (+41 verildi, 46 kişi oy verdi)
Loading ... Loading ...

Malatya izollu Sitemiz Hayırlı olsun

Perşembe, Temmuz 16th, 2009

Değerli Malatya kale izollu hemşerilerimiz,

Sizlerle birlikte çıktığımız bu yolda hergün biraz daha büyümekteyiz.  Geçen zaman içinde 1000 üyeye yaklaştık ve Kale izollu’ nun en aktif sitesi olmuş bulunmaktayız.. Sizlere daha güzel hizmet verebilmek için sitemizi yenilemeye karar vermiştik.. İşte yenilenen Malatyaizollu.Com sitemizle karşınızdayız.. Beğeneceğinizi ümit ettiğimiz sitemizde birçok ek özelliklerle sizlere daha rahat bir hizmet sunmak amacındayız. Bu sanal alemde Malatya Kale izollu (izol) ilçemizi bütün dünyaya duyurabilmek  izolu hemşerilerimiz arasında  bağlantı kurabilmelerini sağlamak ; izolu hemşerilerimizin işletmelerini tanıtabileceği ve diğer izolu hemşerilerine sesini duyurabileceği bir ortam oluşturduk.. Bunların yanında izollu da yerleşmiş olmayıpta izollu ya özlem duyan hemşerilerimiz için de izollu dan resimler ve videolara da ulaşmaya devam edeceksiniz..

Yeni sitemizin herkese Hayırlı olması dileğiyle….

Y.K Başkanı

Halil Kayaduman

  • Share/Save/Bookmark
BeğenmedimBeğendim (+7 verildi, 9 kişi oy verdi)
Loading ... Loading ...

İbrahim Oğlu Ahmet Nağşibendi İlanoğulları

Cuma, Temmuz 10th, 2009

İbrahim Oğlu Ahmet Nağşibendi İlanoğulları  ( Ahmet Baba – Ahmet Efendi )


Hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Ahmet Efendi kerametler sahibi, olgun ve yüksek bir zattı. Devamlı ibadetle meşgul olur bazı günler dünya meşgalelerinden sıyrılarak belirli bir süre Allaha ibadet etmek için itikâfa girerdi. Kalbinde dünya düşünceleri bulunmayıp birçok kişiye doğru yolu göstererek saadete kavuşmasına vesile olan Ahmet Efendi 12 yıl senelik oruç tutmuştur. Kimilerine göre de 30 küsur sene 3 aylar orucunu tuttuğu söylenmektedir.(Şu an günümüzde yaşayan torunlarından bir tanesi en az 15 yıldır üç aylar orucunu tutmaktadır.) Ahmet Efendi daima Kuranla meşgul olup her gün Kur’an-ı Kerim okurmuş.


Bir gün çocukları güneşin altında ekin biçerken Ahmet Efendide Kuranını alıp güneşin altında okumaya başlar, Oradan geçen birisi Ahmet Efendiye;”Gölge varken neden güneşin altında kuran okuyorsun” diye sorar. Ahmet Efendi parmağını uzatarak çocuklarını gösterip:”Çocuklarımda güneşin önünde, onun için bende güneşin altında oturuyorum” der ve kuran okumaya devam eder
Ahmet Efendi Vefat etmeden önce yakınlarına;”Eğer ben vefat edersem bir sene geçtikten sonra gelin benim mezarımı kazıp bakın benim bedenim çürümüşse kapatın gidin,eğer çürümemişse gelin benim üzerime kubbe yapın.”der.Vefatından sonra yakınları Ahmet Efendinin bağlı olduğu bir İmam Efendiye gider ve derler ki;Ahmet Efendi böyle böyle demişti.Bakmışlar ki Ahmet Efendinin çocuğu 7 yaşlarında.Demişler ki siz bu mezarı kazarsanız masrafı çok olur,bu yetim çocukta bu kadar parayı veremez.Ne yapalım derlerken, O zat: “Gidin Ahmet efendinin mezarından biraz toprak alın götürün süte atın eğer süt maya olursa gidin kubbe yapın” der.Onlarda o zatın dediği gibi Ahmet Efendinin mezarından biraz toprak alıp sütün üzerine serpmişler sabahleyin kalkmışlar ki bakmışlar süt yoğurt olmuştur.


O zaman çamurlarla ağaçlarla kubbe yapılmış ama bir süre sonra yağmur ve kar sularına dayanamayıp yıkılınca yerine torunları tarafından şu anki türbe yaptırılır.Şu anda günümüzde bile Ahmet Efendinin mezarından biraz toprak alınıp süte atılırsa süt yoğurt olmaktadır.


Ahmet Efendinin Türbesine çıvar köylerden ve uzak diyarlardan şifa bulmak için insanlar gelmektedir.Bazen de türbesinde uyuyanlar ve sabahlayanlarda vardır.Torununun anlattığına göre;Bir gün ferçli bir adam kışın türbeye getirilir.Ferçli hastayı getirenlerin tüm ısrarlarına rağmen ferçli hasta:” Bu gece türbede sabahlayacağım bana yorgan ve gaz ocağı getirin” der bu istekleri yerine getirip ferçli hastayı türbede bırakıp,Köydeki evelerine gelip uyurlar.Sabah olunca birisinin pencereyi tıklattığını görürler.Bakarlar ki ferçli hasta iyileşmiş yürüyerek eve kadar gelmiştir.Ahmet Efendinin Kabr-i Şerîfi Salkımlı Köyü mezarlığındadır.


  • Share/Save/Bookmark
BeğenmedimBeğendim (+4 verildi, 4 kişi oy verdi)
Loading ... Loading ...

Şeyh Muhammed Kerhi Hazretleri

Cuma, Temmuz 10th, 2009

Hicret ayetleri ışığında ve peygamber efendimizin tavsiyesine uyarak hicret eden veliler kervanına katılan Şeyh Muhammed Kerhi Hazretleri Bağdat’ın Kerh beldesinden gelmiştir.İzolluda Şeyh Daşte İzole diye anılır yani İzollu ovasının şeyhi..
4.Murat Bağdat seferi sırasında Malatya topraklarında ilerlerken Kıraçta(Barinin alt tarafında)eğer bu beldede muhterem bir zat var ise, bana sıcak bir ekmek yetiştirir demiş.O anda annesi ekmek pişirmekte olup ,kendiside evinin duvarını örmekte olan Muhammed Kerhi Hazretleri kerametini göstererek sacdaki sıcacık ekmeği alarak ördüğü duvarın üzerine çıkıp Kıraçtaki 4.Murat’a “buyurun sultanım”diyerek çağrısına cevap vermiştir.Hasbıhal ettikten sonra sultanı ordusuyla birlikte yemeğe davet etmiştir.Ahali ve asker ne olup bittiğinin farkında değillerdir,yemek davetinden dolayı şaşkınlık içerisindedirler.
Hatta diğer köylüler orduyu nasıl doyuracak bu delidir derler.(diğer köylüler Bekirhanlılara hala deli derler).Büyük Osmanlı Sultanı 4.Murat mübarek zatın davetini memnuniyetle kabul ettiğini söyler ve eve doğru hareket ederler. Muhammed Kerhi Hazretlerinin annesi güveçte çorba pişirmiş. Kendiside bir teneke arpayı ortaya döküş(bunu gören askerler eyvah hayvanlarımızda bizde aç kalacağız demişler.)Muhammed Kerhi Hazretleri arpayı atlara vermelerini söylemiş. Hayvanların torbalarına 1 ölçek yerine 2 ölçek konmuş fakat bir teneke hiç azalmamış. Güveçteki çorba askere 1 tas yerine 2 tas verilmiş, o da hiç azalmamış.
Kerametlerini gören 4.Murat Şeyh Hazretlerinden Bağdat Seferi için hayır dualarının eksik edilmemesini istemiştir. Şeyh Hazretleri muvaffakiyetlerini müjdeleyerek kendisinin de bir ricası olduğunu seferden dönerken Van dolaylarında bir çiftçiye uğrayıp emanet bir hırka verileceğini ve onun kendisine getirilmesini ister.
Bağdat seferi muvaffakiyetle sonuçlanmıştır. Büyük hakan sefer dönüşünde Van dolaylarındaki bahsedilen yere iki asker göndererek emanet hırkayı getirmelerini emreder. İki asker çiftçiye uğrayıp Şeyhin ve Hakanın selamlarını iletip emaneti isterler. Askerlere emanet hırka verilir. Askerler dönerken kendi aralarında konuşurlar ”Bu hırka çok kirli hakana böyle götüremeyiz.”Hırkayı yıkayıp öyle götürürler. Sultan İzollu’ya vardıklarında Şeyh Hazretlerine hediyelerle birlikte hırkayı verir. Şeyh üzülür ”eyvah” der. “Eğer bu hırka yıkanmamış olsaydı ziyaretimize gelen bütün hastalar şifa bulacaktı, şimdi artık nasibi olanlar şifa bulacaklar.”
Sene 1639’dur.Şeyh Hazretlerinin artık kerametleri ortaya çıkmıştır. Ziyaret edenlerin büyük çoğunluğu şifa bulmaktadır. Sene 1640’ta Sultan Murat’ta Şeyh Hazretleri de ahirete göçmüşlerdir.
Günümüzde Şeyh Muhammed Kerhi Hazretlerinin ziyaretçileri her geçen gün artmaktadır. Allahu Teâlâ’nın sevgili kulunu vesile ederek yapılan dualarla birçok kişi şifa bulmaktadır.

  • Share/Save/Bookmark
BeğenmedimBeğendim (+5 verildi, 7 kişi oy verdi)
Loading ... Loading ...

Izollu’ da Sonbahar

Perşembe, Temmuz 9th, 2009

İzolluda sonbahar yavaş yavaş kendisini ağustos ayında belli etmeye başlar. Yaz ayının ortasında bazı günler kış günleri gibi soğuk ve ayaz olur. Çabuk unutulan yaz yağmurları yerini fırtınalı ve şiddetli gök gürültülü yağmurlara bırakır. Geceleri dağlardan izollunun ovalarına doğru esen şiddetli rüzgâr birazda korkunç ses çıkararak kimi evlerin çatılarındaki kiremitleri uçurur ve duruma şahit olan çocuklar ise korkularından ya yorganlarının altına saklanır ya da anne-babalarına sımsıkı sarılırlar. Sarılırlar bilirim kendimden bilirim çünkü…


Sonbahar yaklaşmıştır artık kayısı ağaçları o ilkbaharda giydikleri beyaz elbiselerini nasıl yaz ayında yeşil elbiseye bürüdüyseler şimdi de büründükleri sarı elbiseleri yaprak yaprak dökülmeye başlar. Ağaçlardan teker teker dökülen yapraklar sanki izolluyu anlatır gibi çünkü izolluda yaşayan insanlarda yaprak misali sonbahar yaklaşırken izolludaki evlerinden bir bir şehirlerdeki evlerine taşınırlar. Şehirlere gitmeden önce ise son kış hazırlıklarını yaparlar:Yorganlar yünler su kenarlarında yıkanır, buğdaylar büyük kazanlarda kaynatılıp sonrada değirmenlerde öğütülür, yaşlı ağaçlar kesilip odun olur,sobalar kurulur,kuru dutlarla pestiller pekmezler yapılır, cevizler ve bademler silkelenir, narlar dallarından toplanılır…vs. Minibüslerde bidonlar ve çuvallarla;bulgurlar, kayısılar, pekmezler, reçeller, turşular taşınır şehirlere.İzolluda sadece izolluyu çok seven izolluya aşık insanlar ve izolluda yaşamaya mecbur yaşlılar,memurlar,öğrenciler ve çalışanlar kalır. Köyleri biraz sessizlik kaplar. Ta ki gelecek bahara kadar. Kalanlarda ramazan ayını karşılamak için hazırlıklar yaparlar. Bayramda biraz kalabalıklaşır izolludaki köyler. Bayramı köyde geçirmek isteyenler camileri tekrar yazınki gibi doldurur. Bayramda birde birkaç vefalı evlat anne-babalarının mezarını ziyaret etmek için döner köylerine kısa süreliğine de olsa…


Okulların açılmaya başlamasıyla birlikte o güzelim küçük çocuklar kendilerinden ağır sırt çantalarıyla birlikte fırtınalı havalarda çamurlu köy yollarından okullarının yolunu tutarlar, Üniversiteli gençler ise teker teker başka şehirlerdeki üniversitelerine giderken veda etmeden Fırata, arkalarına bakmadan sanki kaçarcasına terk ederler izolluyu sonra pişman olsalarda. Yurtlarına yerleşirken de annelerinin valizlerine gizlice koyduğu kayısı, pestil ve çekirdekleri yerken gözleri dolar gözyaşlarını tutamazlar.
Kısacası Sonbaharda İnsanlar hep giderler gurbet ellerine, giderken de gurbette analarını babalarını ve sevdiklerini bırakırken arkalarında huzur bulamazlar toprak evlerde buldukları gibi huzur beton evlerde ve ilk günden itibaren memleket hasreti yaşamaya başlarlar…

M.Akif Kayaduman

  • Share/Save/Bookmark