Merhaba Ziyaretçi!



Tanitimlar

Ucretsiz E-mail adresleri xxx@malatyaizollu.com


Reklamlar

Sayfa: [1]   Aşağı git
Bu Konuyu Gönder | Yazdır
Gönderen Konu: PEYGAMBERİMİZİN DOĞUMU İLE GERÇEKLEŞEN OLAYLAR  (Okunma Sayısı 16460 defa)
0 Üye ve 4 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ebra
�ye Bilgileri VIP Üye
******

Teşekur: 130
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1297



Üyelik Bilgileri
Ruh Halim:

« : 14 Şubat 2011, 15:03:22 »

Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz HZ. Muhammed(sallalahu aleyhi ve selem)’in doğumu, Rebiülevvel ayının 12. günü, Pazartesi gecesi tanyeri ağarırken olmuştur. Yeryüzünün en kutsal şehri olan Mekke’de güneşin ilk ışıkları dünyayı aydınlatmaya başladığı bir zamanda Peygamberimiz âlemleri nurlandırarak doğmuştur. Ve nuru ile bütün zamanları ve mekânları aydınlatmıştır.
Doğumuna şahit olan Peygamberimizin halası Safiye Hatun şöyle anlatıyor;
—O’nun doğumunda Amine’nin evinde idim. Altı ayrı mucizeyi yaşadım. Doğar doğmaz başını yere koyup Rabbi’ne secde etti. La ilahe illallah, ini Resulullah,(Allah’tan başka ilah yoktur ve ben O’nun Resulüyüm.)dedi. Secdede bir şey söylüyordu sanki. Yaklaşıp dinledim’’Ümmetim, ümmetim’’ dediğini işittim. Orada öyle bir nur parladı ki her taraf ışık içinde kaldı. Yavruyu yıkamak istediğimde;’’Ey Safiye zahmet etme, biz O’nu yıkanmış olarak gönderdik!’ gizliden bir ses duydum. Sünnet olmuş ve göbeği kesilmişti. Kundak yapacağım sırada sırtında bir mühür gördüm. Kürek kemiklerinin arasında ve iri bir ben büyüklüğünde olan mühürde:’’La ilahe illallah, Muhammedün Resulullah’’ yazılıydı.

šPEYGAMBERİMİZİN DOĞUMU İLE GERÇEKLEŞEN OLAYLAR›

Sevgili Peygamberimizin doğduğu gece başka olağanüstü olaylarda olmuştur. Bunlar;

Sava Gölü kurumuştur.
Semave Deresi taşmıştır.
Gece Kâbe’nin yakınında bulunan dedesi Abdulmuttalib’in kulağına gelen bir ses;’şu anda oğlun Abdullah’tan bir çocuk dünyaya geldi. Onun varlığı âlemlere rahmettir. Çocuğun adını Muhammed koy’’ denilmiştir.
Doğumuyla yeryüzü ve gökyüzü nura boğulmuştur.
Bir Peygamber geldiğinde ortaya çıkan kızıl yıldız son kez Dünya semasına doğdu.
O gecenin sabahında Medine’de bir Yahudi halka seslenerek:’’Bu gece Ahmet’in yıldızı doğdu’’ demiştir.
Hz Muhammed (sav),göbeği kesilmiş ve sünnet olmuş bir şekilde dünyaya gelmiştir.
Mecusilerin (ateşe tapanların)tapındığı 1000 yıldır yanmakta olan ateş sönmüştür.
İran Hükümdarı Kisra’nın sarayı sallanmış ve 14 sütun yıkılmıştır. Kral Kırsa canını zor kurtarmıştır.
Peygamberin doğduğu andan itibaren büyücüler gelecekten haber veremez olmuşlardır. O’nun gelişinden itibaren büyücüler ne derse desin yalan söylemiş olur.
Logged

vuslat bir an! özlemek ömür boyu...
ebra
�ye Bilgileri VIP Üye
******

Teşekur: 130
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1297



Üyelik Bilgileri
Ruh Halim:

« Yanıtla #1 : 14 Şubat 2011, 15:07:37 »

Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler

Efendimiz henüz dünyaya gelmeden önce gerçekleşen "Fil Hâdisesi" de, Peygamberimizle ilgili bir mucize olarak kabul edilmektedir.
  Bilindiği gibi, Ebrehe adındaki Habeş Kralı, filler eşliğinde gelerek Kabe'yi yerle bir etmek istemişti. Ancak Kabe'ye yaklaştığında öndeki fil yürümedi ve ne yaparlarsa yapsınlar hareket etmedi. Daha sonra da geriye dönerek Ebrehe'nin askerlerini ezmeye başladı. Bu sırada Cenâb-ı Hak tarafından gönderilen Ebabil Kuşları, ağızlarında taşıdıkları taşlarla Ebrehe'nin ordusunu darmadağın ettiler.
  Böylelikle, ileride Peygamberimizin kıblesi ve sevgili vatanı olacak olan Kabe, Allah tarafından korunmuş oldu.
  Efendimizin dünyaya gelişini müjdeleyen ve bu sırada görülen harikalar, Peygamberimizin mucizelerindendi.

* * *

  Bunlardan biri de, Efendimizin dünyayı şereflendirdiği gece görülen nurdu. Peygamberimizin annesi olan Hazreti Âmine'nin yanında, o sırada Osman bin As'ın ve Abdurrahman bin Avf'ın annesi bulunuyordu. Her üçü de şöyle dedi:
  "Doğum sırasında öyle bir nur gördük ki, o nur bütün doğuyu ve batıyı ışıklandırdı."

* * *

  Bildiğiniz gibi, İslâmiyetten önce Kabe'de yüzlerce put bulunuyordu. Bunların çoğu, Efendimizin dünyaya gelişi sırasında baş aşağı yuvarlandı.
  Putperest bir insan olan Fars Kralı Kisra'nın sarayı, Efendimiz dünyaya geldiği sırada sanki deprem geçiriyormuş gibi sallanarak çatladı ve sarayın ondört kulesi devrilerek yerle bir oldu.
  Sava'nın mukaddes kabul edilen küçük denizi, Peygamberimiz doğduğu gece, toprak tarafından yutularak yok oldu.
  Ateşe tapan mecusîlerin tanrı olarak kabul ettikleri mukaddes ateşleri, bin seneden beri yanmaktaydı. Bu ateş, Peygamberimizin dünyaya geldiği gece aniden sönüverdi. Yani Cenâb-ı Hak, o anda doğan çocuğun ileride bir peygamber olacağını ve ateşe ya da putlara tapan bütün müşriklere üstün geleceğini haber veriyordu.
  Peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği gece, yıldız kaymalarında son derece büyük bir artış gözlendi. Bu geceden sonra, cinlerin veya kâhinlerin görünmeyen âlemden veya gelecekten haber vermeleri, Allah tarafından yasaklandı ve Kur'anın nazil olmasıyla birlikte tamamen ortadan kalktı. Çünkü artık Allah Resulü gelmişti ve hiçbir haber, O'nun verdiği haberle karıştırılmamalıydı.
  Evet.. Kur'anın nazil olmasından (Allah tarafından gönderilmesinden) sonra, hiç kimsenin gayb âleminden (görünmeyen âlemden) veya gelecekten haber vermesi mümkün değildir ve olmayacaktır. Bu yüzden, gelecekte neler olacağını bildiğini iddia eden ve kendilerine "medyum" veya "falcı" adı veren kişilerin hepsi sahtekârdır.

* * *

  Efendimiz, çocuk yaşlarda iken süt annesi Halime-i Sâdiye'nin yanına gittiğinde, Halime'nin malları artar ve keçilerinin sütünde inanılmaz bir artış görülürdü. Oysa ki bütün kabile, o sırada büyük bir geçim derdi ve kıtlık içindeydi.
  Halime ve eşi, gölge yapmak üzere Peygamberimizin üzerinde çoğu zaman bir bulut durduğunu görerek hayrete düşüyor, bunu da herkese anlatıyorlardı.
  Çocuk yaşlarındayken Peygamber Efendimizle ilgilenenlerden biri de, Ümmü Eymen adlı mübarek bir hanımdı. Ümmü Eymen, şöyle diyordu:
  "Peygamberimiz, açlık ve susuzluktan ötürü hiç bir zaman şikayet etmedi. Ne küçüklüğünde, ne de büyüyünce."
  Kıtlık yıllarında yaşayan ve çölde büyüyen bir çocuğun açlık ve susuzluktan şikayet etmemesi, O'nun ileriki yıllarda dünyanın reisi olup insanları Cennet'e çağıracağına en güzel işaretti.

* * *

  Efendimiz, peygamberlik görevini almadan önce, Hazreti Hatice'nin hizmetkârı olan Meysere ile birlikte bir ticaret gezisinden dönmüşlerdi. Daha sonra Efendimizle evlenecek olan Hatice Validemiz, Peygamberimizin başı üzerinde duran iki meleğin bir bulut gibi O'na gölge yaptığını görerek dehşete düştü ve bunu hemen Meysere'ye söyledi. Meysere'nin cevabı şu oldu:
  "Ben, bütün yolculuğumuz sırasında aynı şeyi görüyordum."

* * *

  Yine peygamberlikten önceydi. Efendimiz, dinlenmek üzere bir ağacın altına oturduğunda, kupkuru olan o yer birden yeşillendi. Ve ağacın dalları, O'nun üzerine doğru eğilerek kendisine gölge yaptılar.
  Peygamber Efendimiz çocuk yaşlarındayken, amcası Ebu Talip'in evinde kalıyordu. Evde ondan başka birçok çocuk daha vardı. Henüz kıtlık yıllarıydı ve eğer sofrada Efendimiz bulunuyorsa, çoluk çocuk herkesin karnı doyardı. Peygamberimiz herhangi bir sebepten ötürü yemeğe katılamamışsa, sofradan aç kalkıyorlardı.
Logged

vuslat bir an! özlemek ömür boyu...
Gökhan Öztürk
gökhan
�ye Bilgileri Administrator
*

Teşekur: 956
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4104



Üyelik Bilgileri
Ruh Halim:

« Yanıtla #2 : 14 Şubat 2011, 17:02:49 »

Peygamberimiz Fil vakasindan 50 gün sonra ,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri agarirken, Mekke'de doğdu.

Doğduğunda meydana gelen olaylar :

Peygamberimiz dogdugunda bazi hadiseler vuku a geldi,bunlardan bazilarini söyle siralayabiliriz:Peygamberimiz ,Anadan Sünnetli ve göbegi kesik olarak dogdu. Peygamberimiz dogarken, çocuklarin yere düstükleri gibi düsmeyip ellerini ,yere dayamis basini semaya kaldirmis olarak dogdu.Peygamberimiz dogdugu zaman ,bir yildiz dogmus ve bilginler, bu yildizin dogdugu gece,Ahmed dogmustur Dediler.Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede dogdugunu yakinlarina bildirmislerdir.

Peygamberimiz dogdugu gece Kisranin sarayindan on dört serefe yikildi. Iranlilarin,bin yildan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su basti.Iran Sahi, Araplarin, ülkesini istila edecegini rüyasinda gördü,ve telasa düstü.

PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH

Peygamberimizin (S.A.V.) babasi Hz. Abdullah Kureyş' in ileri gelen delikanlılarından idi. Güzel yüzlü, iki gözü arasında peygamberlik nurunu taşıyordu. Mekkenin bütün genç kızları onunla evlenmek için can atarlardı. Babasına o kadar itaatliydi ki babasının sözünden hiç çıkmazdı. Hatta birinde babası Abdulmuttalip Allaha dua etmis ve "Allahim eger bana on erkek evladi verirsen onlardan birini senin için kurban edecegim"demis ,on evladi olunca da Allaha verdigi sözü tutmak için oglu Abdullahi kurban etmek istemistir.Oglu Abdullah babasina itiraz etmemis ve boyun egmistir Etraftan yapilan elestirilerle oglunu kurban etmekten vaz geçmis onun yerine 100 Adet Deve kurban etmistir. Hz. Abdullah hz. Amine ile evlendikten Kisa bir müddet sonra gittigi ticaret kervanindan dönerken yolda hastalandi. Medine'de dayisi Beni Adiy bin. Neccarin yaninda bir ay hasta aldiktan sonra vefat etti.Hz. Abdullah vefat ettigi zaman Peygamberimiz henüz Anne karninda alti aylikti.

PEYGAMBERIMIZIN SÜT ANNEYE VERILISI

Yeni dogan çocuklari süt anneye vermek; Kureys ve sair Arap esrafinin adeti idi.

Bu da; kadinlarin kocalari ile daha iyi mesgul olmalarini ve çocuklarinda ,özellikle ,havasinin güzelligi, rutubetinin azligi ve suyunun tatliligi ile taninan yerlerde yasayan serefli kabileler arasinda, saglam vücutlu,siki etli, cesaretli yetismelerini ve düzgün, pürüzsüz konusmayi ögrenmelerini saglamak içindi.

Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden Süt annesi olanlar, her yil iki defa, yaz ve güz olmak üzere Mekke'ye gelirler,çocuklari alip götürürlerdi.

Peygamber efendimizi(A.S) Ben'i Sa'd b.Bekr kabilesinden Süt annesi Halime hatun götürdü.

Peygamberimizin Süt kardesleri sunlardir::

Abdullah b. Haris,Üneyse binti.Haris,Seyma bint-i Haris.

Peygamberimizi Yetim oldugu için Arap kadinlari kabul etmemis; sadece kabilesine götürecek çocuk bulamayan Halime, eli bos gitmemesi için peygamberimizi kabul etmisti.Peygamberimizi aldiktan sonra Halime ve Ailesinin yasam tarzi bir anda degisti.

Bunlardan bazilarini Halimenin dilinden dinleyecek olursak; Halime Hatun der ki;" 0çinde bulundugumuz kuraklik ve kitlik yilinda hiç bir seyimiz kalmamisti. Ben, kir merkebimin üzerinde idim.Yanimizda, yasli bir devemiz vardi,bize bir damla süt vermiyordu.

Üzerinde bulundugum merkebin agir yürümesi yol arkadaslarimi çileden cikartiyordu.Nihayet Mekke'ye varip emdirilecek oglan çocuklari aramaya basladk. 0çimizden hiç bir kadiin Muhammedi almak istemiyor,ondan uzak duruyorduk. Çünkü, bizler emdirecegimiz çoçugun babasindan bahisse kavusmayi ve ondan armaganlar almayi bekliyorduk.

Bir ara Muhammed in dedesi Abdulmuttaliple karsilastim,bana; Ismin nedir ?diye sordu.

Halime dedim. Bana;Ey Halime! Benim yanimda bir yetim çocugum var onu emzirmek için Beni Sa'd kabilesi kadinlarina teklif ettim öksüz oldugu için kabul etmediler. Sen kabul eder misin? Ben ,"bana biraz müsaade ette kocama bir danisayim"dedim.

Hemen kocamin yanina döndüm,ona haber verdim. Kocam izin verince Muhammedi aldim.

Muhammed bize gelince,evimiz öyle bereketlendi ki kocam la hayretler içinde kaldik.Sütü çekilmis olan devemizde sütler fazlaca akmaya, zayif olan merkebimizi,yolda baska hiç bir binek hayvan geçememege,davarlarimiza inen süt hiç bir davara inmemeye basladi.

Peygamberin Çocuklugu daha degisikti. Daha iki Aylik iken,her tarafa yuvarlanmaya çalisiyordu.Üç Aylik olunca day durmaya çalisiyordu.Dört Aylik olunca, duvara tutunup yürüyordu.Bes Aylik olunca bir yere tutunmadan yürüyebiliyordu.Alti Ayi tamamlayinca, yürümeyi hizlandirmisti.Yedi Aylik iken her tarafa gidebiliyor,kosabiliyordu. Sekiz Aylik iken,konusuyor,konusulani anlayabiliyordu.On Aylik iken Ok atabiliyordu. Iki Yili doldurdugu zaman,oldukça, iri ve gösterisli bir çocuk olmustu.Onu Annesine götürdük, Amma,biz,Onun yüzünden gördügümüz hayir ve bereketten dolayi, Yanimizda bir müddet daha tutmaya çok istekli bulunuyorduk.

HZ.AMINENIN MEDINE ZIYARETI VE VEFATI

Hz. Amine Peygamberi de yanina alarak Medine'deki Neccar ogullarindan olan Dayilarini ziyarete gitti. Orada peygamberle, bir ay kadar misafir oldular.

Yahudi kavmi peygamberimizi orada görünce onu devamli kontrol edip hal ve hareketlerine dikkat ediyorlardi. Hz. Amine Yahudilerin Peygamberimiz hakkinda takindiklari tavirlardan korkmaya basladi Ve acilen Mekke ye dönmek için yola koyuldular.

Hz. Amine, Mekke'ye gelirken, yolda hastalanip Evba köyünde durakladi.Basucunda duran Peygamberimizin yüzene bakti.Sonra da söyle hitap etti:

"Ey çekilen dehsetli ölüm okundan, Allah in lutfu ve yardimi ile yüz deve karsiliginda kurtulan zatin oglu!Allah, Seni,mübarek ve devamli kilsin! Eger rüyada gördüklerim dogru çikarsa,Sen Celal ve bol ikram Sahibi tarafindan,Adem ogullarina helal ve harami bildirmek üzere gönderileceksin! Allah, Seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten de, esirgeyecek,alikoyacaktir.

Her canli varlik ölecektir. Bende ölecegim.Fakat temelli anilacagim Çünkü, temiz bir ogul dogurmus,arkamda hayirli bir ani birakmis bulunuyorum demistir.

Ve hz. Amine Ebva da vefat etti.Hazret-i Amine vefat ettiginde 30 yaslarinda idi.

Dünyada,böylece Babasiz ve Annesiz kalan Peygamberimizi,yüce Allah,hamisiz birakmadi: Önce dedesi Abdulmuttalibin yaninda, sonra da amcasi Ebu Talib-in yaninda kaldi. Peygamberimiz, sekiz yasina kadar, Dedesi Abdulmuttalibin yaninda,sekiz yasindan sonra da Amcasi Ebu Talib-in yaninda kaldi.

PEYGAMBERIMIZIN TICARET HAYATINA ATILISI

Kureysliler, öteden beri ticaretle ugrasirlardi. Ticaretle ugrasmayanlarin ise,ellerinde hiç bir seyleri bulunmazdi. Peygamberimizin de, hazreti Hatice hesabina ticarete baslamadan önce, ticaretle ugrastigi olmustur. Nitekim, Said b.Ebu Saib, Islamiyetten önce Peygamberimizin ticaret ortagi idi.Peygamberimizin,ticaret yapmak için, sermayesi olmadigindan,hazreti Hatice peygamberimizi ücretle tuttu ve Kureysilerden tuttugu, baska bir zatida, Peygamberimizin yanina katti. Hazreti Hatice yapacagi her sefer için, Peygamberimize, ücret olarak genç ve yigit birer erkek deve veriyordu. Peygamberimiz, Hazreti Hatice'nin ticaret Malini Sam'a götürmek için ,ilk defa dört tane erkek ve genç deveye anlastilar. Peygamberimizle Kervan halki Sam'a gitmek için yola koyuldular: Sam topraklarindan Busraya vardiklarinda peygamberimiz orada getirdigi bütün mallari çok karli bir sekilde satip alacaklarini aldiktan sonra,Mekke'ye yardimcisi olan Meysele ile birlikte geri döndü.

PEYGAMBERIMIZIN EVLENMESI

Peygamberimiz hazreti Hatice adina ticaret yaparken, Peygamberimizdeki harikulade halleri görmüs ve yardimcisi Meysele ile Peygamberimize evlilik teklif etmisti. Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureyslilerin en soylu kadinlarindan olan hazreti Hatice ile evlendi.

PEYGAMBERIMIZIN ÇOCUKLARI

Peygamberimizin, hazreti Haticeden,iki erkek çocugu,dört kiz çocugu dogmustur Isimleri söyleydi: Kasim, Abdullah, Zeynep,Rukayye ,Ümmü Külsüm,Fatima ve Cariyesi Misirli Maria'dan dogan Ibrahim'dir.

KABENIN KUREYSILERCE YENIDEN YAPILISI VE PEYGAMBERIMIZIN HAKEMLIGI

Bir Kadin, Kabe Hareminde buhurdanlikta Öd agaci yaktigi sirada , buhurdanliktan siçrayan bir kivilcimdan Kâbenin kat kat olan örtüsü tutusup tamami ile yanmis, bu yüzden duvarlar da her taraftan gevseyip çatlamis bulunuyordu. Zaman, zaman sahilden gelen sel baskinlari ilede Kâbenin tabani ve duvarlari da iyice yikilacak duruma gelmisti.

Bunun icin,Kureysliler Kabenin duvarlarini onarip saglamlastirmak ve üzerinede,tavan çatmak istiyorlar,fakat, yikmaga kalkarlarsa azaba ugrayabileceklerinden korkuyorlar,aralarinda mesvere ediyorlardi.

Am bu sirada Rum tüccarlarindan birisine Ait olan insaat malzemesi yüklü bir gemi Cüdde sahillerinde parcalandi,bunu firsat bilen Kureysliler aralarinda yardimlasarak bu batan gemiden Kabe insaasi için gerekli malzemeleri almis oldular.Ve Kâbenin insaatina basladilar.

Hacerül Esved tasi yerine konulacagi zaman kabileler ,birbirleriyle anlasamadilar. Hatta isi okadar ilerlettiler ki aralarinda kavga yapmaya çok az bir zaman kaldi. Kureysiler, Bu is üzerinde, dört veya bes gece durdular. Sonra Kureysin yaslilarindan Ebu Ümeyye b. Mugire bir teklifte bulundu;

Teklifine göre ,mescidin kapisindan giren ilk kisi bu tasi koymak için hakem olacakti. Bütün kavmin ululari bu teklifi kabul ettiler.

Tam bu sirada peygamberimiz içeri girdi, bütün kureysliler el çirparak El-Emin'in hakemligine raziyiz dediler.

Peygamberimiz de hakemlik yaparken bütün kabilelerden birer kisi alarak Hacerul Esved-i bir beze koydurdu,ve onu konulacak yere getirttikten sonra besmele çekerek kendi elleriyle Hacerul-Esvedi yerine koymus oldu.
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Bu Konuyu Gönder | Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: