|
Gökhan Öztürk
|
 |
« : 11 Mart 2010, 22:46:53 » |
|

Havası ve Suyu: Suyu ve havası gayet latiftir. Denizde ve karada dolaşan seyyahların beyanına göre, havası Tebriz'in iç çekici havasına benzemektedir. Belki daha da üstündür. Havasının güzelliğinden halkı dinç, güçlü, kuvvetli ve rahatına düşkün ve güzel tenlidirler.
Bağları: Bağları Malatya'da 7 bin 800 bağ ve 600 bostan olup tapu defterinde ve sicilde kayıtlıdır.
Tarım ve Ürünleri: 7 türlü 7 taneli buğdayı olur, Benzeri meğer Harran'da ola... Arpası, pamuğu, çöpü ve ovalarındaki otlakları herkes tarafından aranılır. Bakla ve nohutu gayet meşhurdur. Sanayide beyaz pembe pamuk ipliği ve beyaz pembe pamuk bezi meşhurdur.
Sebzeleri ve Yemişleri: Dağlarında keremgüv adında kudret helvası olur. Allah'ın emri ile gökten yağar. Meşe ve pelit ağaçlarının yapraklarında bulunur. Bağırsakları temizleyen bir çeşit helvadır. Dağlarında mazı, kırlarında pazı ve ıspanak, lahana vs. sebzeleri boldur. 7 türlü ayvası, 20 türlü elması vardır. Kayısısı, dürbül üzümü ve kirazı çok meşhurdur.
Bağ ve Yaylaları: Çok meşhur bağ ve yaylaları vardır.
Malatya da kayısının tarihçesi
Adını Hititliler döneminde "Meyve Bahçesi" anlamına gelen "Melitue, Maldiya, Melita" kelimelerinden alan Malatya’da kayısının yanı sıra diğer birçok meyve türünün ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılmaktadır. Elma, armut, kiraz, şeftali, erik, ceviz ve dut Malatya çiftçisinin geçim kaynağı olan meyve türleridir. Fakat halk arasında "Mişmiş"de denilen kayısının Malatya’da ayrı bir önemi vardır. Malatya’da kayısının bilinen yazılı tarihi 1655’dir. Bu yılın ilkbahar aylarında Malatya’ya gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi 53 bin kişinin yaşadığı şehirde, 7.800 meyve bahçesi ve 7 kayısı çeşidinden bahsetmektedir. Evliya Çelebi Malatya’nın "kırmızı, sarı, beyaz, sulu, etli" adlarında kayısılarının olduğunu, bunları selelerle bahçeden eve getirirken sularını akıtmamak için insanın koşmaktan başka çaresinin olmadığını yazar.
EVLİYA ÇELEBİ'YE GÖRE MALATYA: 1655 de Malatya'ya gelen Evliya Çelebi eserinde Malatya ile ilgili şunları yazmıştır. Malatya o günlerde Doğu Anadolu'nun tanınan şehirlerinden biri ve sancak merkezidir.Seyyid Battal Gazi'nin burada doğduğunu,şehrin Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı Topraklarına katıldığını söyler ve Malatya adı ile ilgili olarak da şunları yazar: -Malatya'ya,Acemler "Aspozon",Türkmenler "Mal atya",Araplar "Malatiya"derler.Yunan dilinde "Rakbe",tarihçiler arasında "Dar-ü Rakbe"dir.Çünkü bu şehrin ilk kurucusu Yunus Peygamber ümmetinden Rakbe adlı kral olup,sonra Aspoz adlı bir kız şehri imar etmiştir.Bu kız,babası ile bağlarda bir mağara içinde gömülüdür.
Malatya'nın 32 mahallesi,32 camii,11 sarayı olduğunu söyleyen Evliya Çelebi,"havasının güzelliğinden dolayı çoğunlukla erkeklerin kuvvetli bünyeli olduklarını ve yaşları altmış,yetmişe uşatığı halde dişlerinin inci gibi olduğunuda" notlarına eklemiştir.
|