Merhaba Ziyaretçi!



Tanitimlar

Ucretsiz E-mail adresleri xxx@malatyaizollu.com


Reklamlar

Sayfa: [1]   Aşağı git
Bu Konuyu Gönder | Yazdır
Gönderen Konu: Malatya'ya Evliya Çelebi gözüyle Bakalım  (Okunma Sayısı 45 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Gökhan Öztürk
gökhan
�ye Bilgileri Yönetici
*

Teşekur: 944
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3644



Üyelik Bilgileri
Ruh Halim:

« : 11 Mart 2010, 22:46:53 »

Havası ve Suyu: Suyu ve havası gayet latiftir. Denizde ve karada dolaşan seyyahların beyanına göre, havası Tebriz'in iç çekici havasına benzemektedir. Belki daha da üstündür. Havasının güzelliğinden halkı dinç, güçlü, kuvvetli ve rahatına düşkün ve güzel tenlidirler.

Bağları: Bağları Malatya'da 7 bin 800 bağ ve 600 bostan olup tapu defterinde ve sicilde kayıtlıdır.

Tarım ve Ürünleri: 7 türlü 7 taneli buğdayı olur, Benzeri meğer Harran'da ola... Arpası, pamuğu, çöpü ve ovalarındaki otlakları herkes tarafından aranılır. Bakla ve nohutu gayet meşhurdur. Sanayide beyaz pembe pamuk ipliği ve beyaz pembe pamuk bezi meşhurdur.

Sebzeleri ve Yemişleri: Dağlarında keremgüv adında kudret helvası olur. Allah'ın emri ile gökten yağar. Meşe ve pelit ağaçlarının yapraklarında bulunur. Bağırsakları temizleyen bir çeşit helvadır. Dağlarında mazı, kırlarında pazı ve ıspanak, lahana vs. sebzeleri boldur. 7 türlü ayvası, 20 türlü elması vardır. Kayısısı, dürbül üzümü ve kirazı çok meşhurdur.

Bağ ve Yaylaları: Çok meşhur bağ ve yaylaları vardır.




Malatya da kayısının tarihçesi

 

Adını Hititliler döneminde "Meyve Bahçesi" anlamına gelen "Melitue, Maldiya, Melita" kelimelerinden alan Malatya’da kayısının yanı sıra diğer birçok meyve türünün ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılmaktadır. Elma, armut, kiraz, şeftali, erik, ceviz ve dut Malatya çiftçisinin geçim kaynağı olan meyve türleridir. Fakat halk arasında "Mişmiş"de denilen kayısının Malatya’da ayrı bir önemi vardır. Malatya’da kayısının bilinen yazılı tarihi 1655’dir. Bu yılın ilkbahar aylarında Malatya’ya gelen ünlü seyyah Evliya Çelebi 53 bin kişinin yaşadığı şehirde, 7.800 meyve bahçesi ve 7 kayısı çeşidinden bahsetmektedir. Evliya Çelebi Malatya’nın "kırmızı, sarı, beyaz, sulu, etli" adlarında kayısılarının olduğunu, bunları selelerle bahçeden eve getirirken sularını akıtmamak için insanın koşmaktan başka çaresinin olmadığını yazar.





EVLİYA ÇELEBİ'YE GÖRE MALATYA:
1655 de Malatya'ya gelen Evliya Çelebi eserinde Malatya ile ilgili şunları yazmıştır.
Malatya o günlerde Doğu Anadolu'nun tanınan şehirlerinden biri ve sancak merkezidir.Seyyid Battal Gazi'nin burada doğduğunu,şehrin Yıldırım Bayezid tarafından Osmanlı Topraklarına katıldığını söyler ve Malatya adı ile ilgili olarak da şunları yazar:
-Malatya'ya,Acemler "Aspozon",Türkmenler "Mal atya",Araplar "Malatiya"derler.Yunan dilinde "Rakbe",tarihçiler arasında "Dar-ü Rakbe"dir.Çünkü bu şehrin ilk kurucusu Yunus Peygamber ümmetinden Rakbe adlı kral olup,sonra Aspoz adlı bir kız şehri imar etmiştir.Bu kız,babası ile bağlarda bir mağara içinde gömülüdür.

Malatya'nın 32 mahallesi,32 camii,11 sarayı olduğunu söyleyen Evliya Çelebi,"havasının güzelliğinden dolayı çoğunlukla erkeklerin kuvvetli bünyeli olduklarını ve yaşları altmış,yetmişe uşatığı halde dişlerinin inci gibi olduğunuda" notlarına eklemiştir.
« Son Düzenleme: 11 Mart 2010, 23:02:07 Gönderen: Gökhan Öztürk » Logged

Gökhan Öztürk
gökhan
�ye Bilgileri Yönetici
*

Teşekur: 944
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3644



Üyelik Bilgileri
Ruh Halim:

« Yanıtla #1 : 11 Mart 2010, 23:04:56 »

...Aspozan bağlarının su ve havasının hoşluğu, hesapsız meyvesinin bolluğu sebebi ile diğerlerinden üstün tutulan başlıca meyveleri şunlardır. Kırmızı, sarı, müşmüş, beyaz, bey, sulu ve etli adları ile yedi çeşit sulu kayısısı olur ki, bağdan şehre seleler ile güçlükle getirilir. Biraz incinse suyu kalmaz. Her bir kayısı kırk-elli dirhem gelir. Zerdalisinin hesabını Allah bilir. Çokluğundan pestil yapılıp diyar diyar yüklerle taşınır. Seksen türlü sulu armudu sicillerde kayıtlıdır. Göksulu armudu meşhur olup, her biri bir kıyye gelir. Bundan turşu yaparlar. Suyu sanki ishal suyudur. Bolca içine sarhoşluk verir. Kuvvet için çok faydalıdır, güçsüzlere yedirirler. Bey armudu dahi sulu ve lezzetlidir. Hattâ İstanbul’un ayân ve ileri gelenleri, Malatya’dan ılgar ile armut filizleri getirip İstanbul fidanlarına aşılarlar. Malatya armudu pek lezzetli olur.

 

Malatya’nın yedi türlü elması olur. İzmit şehrinin Misket ve Frenk elmasından daha lezzetli ve suludur. Amma Kefe diyarının Sodak elması kadar iri değildir. Ancak otuz-kırk dirhem gelir. Lâkin Cenâbı Hak bu Malatya elmalarına bir çeşit renk vermiştir ki alı al, kırmızısı kırmızı ve diğer renkleri de hep Cenâb-ı Hak yapısıdır. Hiçbir renge benzer tarafları yoktur. Hatta bir evde beş on adet elma olsa, tatlı kokusundan insanın dimağı kokulanır. Malatya’nın ileri gelenleri ve kibar kadınları, bu elmalara ağacında iken balmumu ile şiirler yazarlar. Niceleri kağıda uygun beyitleri makas ile oyup üzerine yapıştırırlar. O elmalar ağacında  iken   havasından   tazelik  bulup   ayın    etkisinden   renk  ve  parlaklık

kazanarak olgunlaşınca, sözü edilen kağıt ve balmumlarının altından beyaz ve sarı yazı ile öyle güzel beyitler çıkar ki her biri sanki birer sihir eseridir. Bu elmaları kopardıktan sonra vilâyet vilâyet ayân ve büyüklere ve bizzat padişaha hediye götürürler. Bu da buraya ait bir özelliktir.

 

Yedi çeşit ayva olur. Her biri birer kıyye gelir. Papat ve Ekmek ayvası gayet sulu ve lezzetli olur. Misk ve amberden daha fazla koku verirler. Özellikle bu İrem bağı içinde, Seyyit Battal Cafer Gazi’nin doğduğu ev vardır. Bu evin etrafında olan üzüm başka bir ülkede bulunmaz. Torbalık üzüm sarması, Küfter badem kırması, üzüm şırası ve bastısı, üzümlü tarhanası yine buraya mahsustur. Kirazı ve vişnesi var ise de İstanbul kirazı, Tekirdağ vişnesi kadar iri taneli ve sulu değildir. Hâsılı, bu İrem bağını övmekte dil âciz kalır. Bu irem bağı Malatya’nın kıblesinde ve çeyrek saat mesafededir. Amma yine bağ ve bahçeleri, kafesli bostanları birbirine bitişiktir. Bahar mevsimi geldiğinde, Malatya şehrinin küçük büyük, zengin  fakir  bütün  halkı Aspoz  bağlarına göçerler. Şehirde ancak dışarıda gelmiş kimselerle, tüccarlar ve bazı Hıristiyan ile üç yüz kadar bekçi kalır. Bunlar her gece fenerlerini yakıp şehir içinde bekçilik ederler. Davullarını döverek, kol kol olup şehir içinde dolaşırlar. Suç işleyen kimseleri tutukladıklarında aman ve zaman vermeyip öldürürler. Zira ellerinde kesin yetkileri vardır...

 

70  Evliya Çelebi, Evliya Çelebi Seyahatnamesi Sf. 425 (nşr T. Temelkuran-N. Aktaş), İstanbul 1986
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
Bu Konuyu Gönder | Yazdır
Gitmek istediğiniz yer: